Gürcistan’da tansiyon yeniden yükseldi. Başbakan Irakli Kobakhidze, hafta sonunda Tiflis’te düzenlenen protestoları “hükümeti devirmeye yönelik bir girişim” olarak nitelendirdi. Özellikle Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na saldırı girişimi ve Avrupa Birliği Büyükelçisi’ne yönelik suçlamalar, ülkedeki siyasi krizin boyutlarını bir kez daha gözler önüne serdi.
Protestoların Merkezinde Ne Var?
Tiflis'te cumartesi günü düzenlenen kitlesel protestolar, muhalefetin yerel seçim sonuçlarını tanımayı reddetmesiyle başladı. İktidardaki Gürcü Rüyası Partisi, ülkedeki tüm belediyelerde oyların yaklaşık %80’ini alarak zaferini ilan etti. Ancak muhalefet, seçimlerin hileli olduğunu iddia ederek halkı sokağa çağırdı.
Özellikle Tiflis Belediyesi Başkanı Kakha Kaladze’nin yeniden seçilmesi ve oy farklarının bu kadar yüksek olması, “demokratik sürecin manipüle edildiği” iddialarını gündeme taşıdı. Bu gelişmeler, Gürcistan’ın AB üyelik süreci ve demokratikleşme adımları açısından ciddi soru işaretleri doğurdu.
Cumhurbaşkanlığı Sarayına Saldırı Girişimi ve Polis Müdahalesi
Gösteriler sırasında bazı protestocular, başkent Tiflis’teki Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na yöneldi. Polis, kalabalığı dağıtmak için biber gazı ve tazyikli su kullandı. Olaylarda en az 21 güvenlik görevlisi ve 6 protestocu yaralanırken, beş kişi gözaltına alındı.
Başbakan Kobakhidze, bu eylemleri “anayasal düzeni devirme girişimi” olarak niteledi ve olaydan Avrupa Birliği Büyükelçisi Pawel Herczynski’yi sorumlu tuttu. AB temsilcisinin protestoları kınamamasını eleştiren Başbakan, "Tiflis sokaklarında olanlardan özel olarak sorumlu" diyerek açık bir diplomatik kriz sinyali verdi.
AB ile İlişkiler Geriliyor mu?
Gürcistan Başbakanı, ülkedeki protestoların arkasında dış müdahale olduğu imasında bulundu. Özellikle AB’nin Gürcistan siyasetine karıştığını öne sürerek sert açıklamalarda bulundu. Kobakhidze'nin çağrısı, Gürcistan-AB ilişkilerinde yeni bir gerilimin habercisi olabilir.
Ancak ilginç bir şekilde Kobakhidze, bir yandan da Avrupa Birliği üyeliğinin Gürcistan’ın temel hedefi olduğunu vurguladı. Geçtiğimiz günlerde Euronews’e yazdığı köşe yazısında, “Gürcistan’ın yolu Avrupalı, barışçıl ve ilkelidir” ifadesini kullandı. Bu söylemler, hükümetin hem Batı’ya yakın görünme çabası hem de iç siyaseti kontrol altında tutma stratejisi olarak yorumlanıyor.
Muhalefet: “Barışçıl Devrim” Çağrısı
Protestolarda, muhalif gruplar ve binlerce vatandaş Gürcü ve Avrupa Birliği bayrakları sallayarak, iktidara karşı “barışçıl devrim” çağrısında bulundu. Göstericiler, Rustaveli Caddesi ve Özgürlük Meydanı’nda toplandı. Bazı gruplar sokakları kapatarak ateş yaktı ve güvenlik güçlerine taşlarla saldırdı.
Bu eylemler, ülkedeki toplumsal kutuplaşmanın ne kadar derinleştiğini ve halkın giderek daha fazla siyasal sistemden uzaklaştığını gösteriyor.
ABD'den Yaptırım ve Rusya Tartışması
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Gürcü Rüyası Partisi’nin kurucusu ve eski başbakan Bidzina İvanişvili’ye yaptırım uygulandığını duyurdu. Blinken, İvanişvili'nin “Rusya Federasyonu’nun çıkarlarına hizmet ederek Gürcistan’ın demokratik geleceğini tehlikeye attığını” ifade etti.
Bu açıklama, özellikle Batı’nın Gürcistan’daki demokratik gerileme konusundaki endişelerini ve Rusya etkisine dair şüphelerini teyit ediyor. İktidar partisi ise Kremlin bağlantılarını şiddetle reddediyor.
Gürcistan’da Neler Olacak?
Gürcistan, şu anda jeopolitik bir dönüm noktasında. Bir yanda Avrupa Birliği’ne tam üyelik hedefi, diğer yanda iç siyasi istikrarsızlık ve otoriterleşme eleştirileri...
Son olaylar gösteriyor ki, siyasi kriz derinleşiyor ve hükümet ile halk arasındaki güven uçurumu büyüyor. AB ve ABD gibi Batılı aktörlerle olan ilişkiler de her zamankinden daha kırılgan hale geldi.
Önümüzdeki haftalarda yaşanacak gelişmeler, Gürcistan’ın Avrupa mı yoksa başka bir yöne mi evrileceği konusunda belirleyici olabilir.
Yorumlar
Yorum Gönder